Endoskopik Hipofiz Ameliyatı

Hipofiz Ameliyatlarında Endoskopik Yaklaşım

Kafa içerisinde en sık görülen tümörlerden birisi olan hipofiz adenomları hormon salgısı yapan ve yapmayan olmak üzere iki şekilde izlenmektedir. Fazla miktarda hormon salgısı yapan adenomlar akromegali, Cushing Hastalığı, hiperprolaktinemi gibi hastalıklara neden olurken büyük boyutlu adenomların çevre anatomik yapılara bası yapmaları sonucu görme bozukluğu, baş ağrısı gibi klinik bulgular izlenmektedir. Tedavide radyoterapi, sterotaktik radyocerrahi (Gamaknife, Cyberknife) seçenekleri ve prolaktinoma için tıbbi tedavi alternatifleri olmasına karşın engel bir durum olmadığı sürece genellikle cerrahi tedavi tercih edilmektedir.

Günümüzde de pek çok cerrahi merkezde uygulanmakta olan klasik burun yolu ile yapılan cerrahi teknikte önce dudak altı ya da burundan girilerek burun pasajları arasındaki perde (septum) bulunmakta ve takiben septum mukozası altından gidilerek sfenoid sinüs ön duvarına ve buradan da sinüs yoluyla hipofize ulaşılmaktadır. Cerrahi müdahaleler oluşturulan pasajı açık tutacak özel bir spekülum yerleştirildikten sonra mikroskop altında yapılmaktadır. Son yıllarda giderek artan minimal invaziv cerrahi teknikler içinde en önemlilerinden birisi de hipofiz bezi tümörlerinde uygulanan “Endoskopik Hipofiz Ameliyatları”dır. Endoskopik sistemlerin yaklaşık 20 yıl önce sinüs ameliyatlarında kullanılmaya başlamasını takiben cerrahi tekniklerin ve tıbbi teknolojinin hızla gelişmesi aynı zamanda özel cerrahi aletlerin de kullanıma girmesi, sfenoid sinüs yolu ile yapılan minimal invaziv endoskopik hipofiz ameliyatı tekniğinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. İlk kez 1992 yılında uygulanan bu teknik son yıllarda özellikle cerrahi navigasyon sistemlerinin geliştirilmesini takiben giderek daha çok tercih edilmeye başlanmıştır. Bugün ABD’de yılda 5.000 den fazla endoskopik hipofiz ameliyatı yapılmaktadır.

Hipofiz Ameliyatlarında Endoskopik Yaklaşımın Komplikasyonları ve Avantajları

Ameliyat sahasından beyin omurilik sıvısı (BOS) kaçağı oluşması endoskopik hipofiz ameliyatlarında en sık görülen komplikasyon olup %1-4 oranında izlenmektedir. Bunu daha az oranlarda izlenen diabetes insipitus (böbreklerde suyun tutulmasında bozulma), hipopituitarizm (hipofiz hormon salgısında azalma) ve menenjit (beyin zarı iltihabı) ve kafa içi kanamlar gibi komplikasyonlar izlemektedir. Endoskopik teknikle yapılan ameliyatlarda karşılaşılan bu komplikasyonların görülme sıklığı burun septumu yolu ile yapılan klasik ameliyatlara göre farklı bulunmamıştır.

Ameliyat sonrası dudak bölgesinde uyuşukluk oluşmaması, burun kanaması burun tıkanıklığı gibi şikâyetlerin az olması, burun tamponu kullanılmasının gerekmemesi ve hastanede kalma süresinin daha kısa olması endoskopik tekniğin klasik tekniğe göre en önemli avantajlarıdır.

Sfenoid sinüsün arka duvarının arkasında yer alan hipofiz bezine ulaşmak için sfenoid sinüs içerisinden geçilmesi gerektiğinden ameliyatın endoskopik yöntemle yapılabilmesi için sfenoid sinüsün gelişimi sırasında yeterince havalanmış olması gerekmektedir. Hastaların yaklaşık üçte birinde sfenoid sinüsün havalanma miktarı endoskopik ameliyatın rahatlıkla yapılması için yetersiz olmaktadır. Bu anatomik varyasyon tekniğin ilk uygulandığı zamanlarda endoskopik ameliyat için önemli bir engel iken günümüzde cerrahi navigasyon sistemleri ve endoskopik kemik kesici sistemlerin kullanıma girmesi ile sfenoid sinüsü tam havalanmamış olan bazı hastaların endoskopik yöntemle ameliyat edilmesi mümkün olmaktadır.

Hastaların Ameliyat Öncesi Değerlendirilmesi

Hipofiz ameliyatında endoskopik yöntem kullanılması planlanan tüm hastaların tam bir burun ve sinüs muayenesinden geçmeleri gereklidir. Sinüslerde enfeksiyon varlığını düşündüren baş ağrısı, yüzde baskı hissi, koku alma problemleri, geniz akıntısı gibi şikayetler ve geçirilmiş ameliyat ve travmalar sorgulanmalıdır. Ameliyatı etkileyecek enfeksiyon, burun eti büyümeleri, burun içi eğrilikler, polipler gibi bir problem olup olmadığı burun pasajlarının endoskopik muayenesi yapılarak araştırılmalıdır. Enfeksiyon ya da polip saptanan hastalarda hipofize yönelik ameliyat öncesinde bu problemlerin tıbbi ya da cerrahi yolla tedavisi yapılmalıdır. Ciddi burun içi eğiklikler hipofiz cerrahisi sırasında düzeltilebilmektedir. Tüm hastalarda ameliyattan önce tam bir fizik muayene, nörolojik muayene, hormon seviyelerine yönelik endokrinolojik değerlendirme ve görme alanı muayenesinin yanı sıra navigasyona uygun formatta çekilecek bilgisayarlı sinüs tomografisi ve hipofizdeki patolojiye yönelik manyetik rezonans (MR) tetkikleri yapılmalıdır.

Ameliyat Tekniği

Hipofiz adenomlarında kullanılan en güncel teknik olan sadece endoskoplar ve navigasyon sistemleri kullanılarak yapılan endoskopik hipofiz ameliyatları beyin cerrahisi ve kulak burun boğaz uzmanından oluşan bir ekip tarafından yapılmaktadır. Ameliyat sırasında burun pasajları yolu ile sfenoid sinüse ve bu sinüsün arka duvarında bulunan içinde hipofiz bezini bulunduran sella bölgesine ulaşma aşaması KBB uzmanı tarafından gerçekleştirilirken bu aşamadan sonra hipofiz bezine ulaşılarak patolojinin çıkartılması beyin cerrahisi uzmanı tarafından yapılmaktadır. Ameliyatın bu kısmında KBB uzmanının aynı anda her iki burun pasajı yolu ile sfenoid sinüse ulaşması, bir pasajdan ameliyat bölgesinin endoskopik görüntülemesi sağlanırken diğer burun pasajından beyin cerrahisi uzmanının her iki elini kullanarak ameliyat yapabilmesine olanak sağlamaktadır.

Endoskopik teknikle gerçekleştirilen ameliyatların sonrasında burun içine tampon konulması gerekmemekte, oluşan defektin ameliyat sırasında elde edilen kemik ve yumuşak dokular kullanılarak onarılması ve onarımın sinüs içine yerleştirilen çeşitli cerrahi materyallerle desteklenmesi yeterli olmaktadır. Ameliyat sırasında %1-4 oranında görülen beyin omurilik sıvısı (BOS) kaçağı oluşması durumunda kaçağın oluştuğu bölge özel cerrahi teknikler kullanılarak onarılmaktadır. BOS kaçağı nedeni ile onarım yapılan hastalarda ameliyat sonrasında BOS basıncını azaltmaya yönelik tıbbi tedavi ve basınç azaltmak amacı ile belden kateter yerleştirilmesi (Lumbar drenaj) gerekebilmektedir.

Minimal invaziv endoskopik tekniğin kullanıldığı ameliyatlar sonrasında hastaların hastanede kalma süresi klasik ameliyata göre 2-3 gün daha kısa olup 3 gün civarında olmaktadır.

Sonuç olarak endoskopik hipofiz cerrahisi güvenli ve etkili bir teknik olup aynı zamanda ameliyata bağlı rahatsız edici sonuçlarda (morbidite) azalma sağlamaktadır.

Endoskopik Tekniğin Avantajları;

Klasik ameliyat tekniği ile karşılaştırıldığında endoskopik tekniğin en önemli avantajları; Ameliyat sonrası burun tamponu gerektirmemesi, hipofizi içinde barındıran anatomik yapının (sella), sadece düz görüş sağlayabilen mikroskoplarla görülmesi mümkün olmayan bölgelerinin açılı endoskoplar kullanılarak görülebilmesi sayesinde hastalığın tam olarak temizlenebilmesi, sfenoid sinüs yan duvarında yer alan şah damarı, görme siniri gibi kritik anatomik yapıların açılı endoskoplarla kolayca takip edilerek korunması ve hastanede kalış süresinin kısalmasıdır.

ÇAĞRI MERKEZİMİZ : +90 (212) 219 67 26 MUYAENE RANDEVUNUZU ALIN