Düşük Güçlü Laser Tedavisi (SOFT LASER) Uygulamaları

Laser ışığı nedir?
Laser kelimesi; "Light Amplification of stimulated Emission of Radiation" cümlesinin kısaltılmış halidir.
Normal ışık tüm renklerin karışımından ibaret beyaz bir ışıktır. Laser ışığı ise oluşturulduğu dalga boyuna göre renk alır ve tek renklidir (monokromatik).
İçerisindeki tüm ışık fotonları tek ve aynı dalga boyunda olup paralel dalgalar halindedir. Laser ışığı bu uyumunu koruyarak uzak mesafelere ulaşabilir.
Laser ışığının foton yoğunluğu daha fazla olduğundan gün ışığından daha parlaktır.
Normal ışık insan cildinde kalırken laser ışığı insan cildini geçerek derin dokulara ulaşabilmektedir.
Tıp alanında kullanılan laserler başlıca iki gruba ayrılmaktadır
1. Yüksek Güçteki Laserler: Dokuları kesmek, kanı pıhtılaştırmak ve hastalıklı dokuları yakmak veya buharlaştırmak gibi işlemlerde kullanılırlar.
2. Düşük Güçteki Laserler: (Low Level Laser - Soft Laser) Hücre ve dokuların çalışmalarını uyarma ve düzenleme amacıyla kullanılır. Bu laserlerden en çok kullanılanlar kırmızı ve infrared(kızılötesi) olanlardır. Bu amaçla üretilmiş çeşitli cihazlar bulunmaktadır (Şekil 1)


Şekil 1. DGL Tedavisinde kullanılan portatif bir lazer cihazı.
Düşük güçlü laser tedavisi (DGLT) nedir?:
Low level laser therapy (LLLT) ya da soft laser olarak ta isimlendirilen bu tedavi şekli; hedeflenen bölgeye belirli bir dozda, yüksek yoğunlukta, tek bir dalga boyunda (monokromatik) ve aynı frekansta (ışık enerjisini taşıyan fotonlar aynı fazda olacak şekilde) ışın gönderilerek hücre ve dokularda iyileşmeyi sağlayan mekanizmaların aktive edilmesi işlemidir.
Bu tedavide, kırmızı ve kızılötesi (infra-red) dalga boyundaki ışınların hasarlı ya da hastalıklı dokulara uygulanması yolu ile yaraların ve her türlü hücre ve yumuşak doku hasarının iyileşmesinin desteklenmesi aynı zamanda akut ve kronik ağrıların azaltılması hedeflenmektedir.
DGLT, eğitimli uzmanlar tarafından ve doğru endikasyonlarda uygulanmak kaydıyla; zararlı etkisi olmayan, ağrısız, girişimsel olmayan (batıcı, kesici bir işlem yapılmayan), ilaç kullanımı gerektirmeyen ve son derece güvenli ve etkili bir yöntem olarak işlev görmektedir. 
DGLT, hasarlı dokulardaki iyileşme süresini %30-40 oranında kısaltmakta ve laser etkisi altında iyileşen dokular laser uygulanmadan iyileşen dokulara göre daha sağlam ve güçlü olmaktadırlar.
DGL tedavisinde temel amaçlar;

  • Doku hasarının onarımında hızı, kaliteyi ve sağlamlığı artırmak,
  • Ağrıyı gidermek
  • Inflamasyonu gidermektir

Laser ışığının hücresel düzeydeki etkileri nelerdir?
DGLT de kullanılan laser ışınları cerrahi laserlerden farklı olarak ısı etkisi oluşturmamakta ve dokuda herhangi bir tahribata neden olmamaktadır.
Moleküller, makromoleküller ve hücreler arasındaki reaksiyonlar temel olarak elektromanyetiktir ve foton adı verilen çok küçük parçacıklar tarafından yönetilirler. Bu nedenle laser ışığı gibi elektromanyetik etkiler uygun dalga boylarında verildiklerinde hücreler üzerinde önemli etkiler yaparlar. Buradaki oluşan etki fotokimyasal bir etkidir ve bitkilerin güneş ışığında fotosentez yapmasına benzetilebilir.
Kırmızı ışık hücrelerde enerjinin kaynağı olan ATP (Adenozin trifosfat) üretimini artırarak hücrelerin işlevlerini daha iyi yapmalarını ve doku iyileşmesi sürecine azami katkıda bulunmalarını sağlamaktadır.
İnsanlarda hasarlı, ölü hücreleri ve artıkları temizleyen (fagositoz yapan) hücrelerin çeşitli dalga boylarında ışın yaydığı aynı zamanda lenfosit, lökosit, makrofaj, fibroblast gibi pek çok hücrenin bu dalga boylarında verilen düşük enerjili laser ışınları ile uyarıldıkları gösterilmiştir.
Yaşayan hücreler canlılıklarını devam ettirebilmek için metabolizma adı verilen işlevleri yapmak zorundadırlar. Metabolizma sırasında ise enerji harcanmakta, ısı oluşmaktadır. Uygun dalga boylarında doğru olarak yapılan laser ışınlamaları yaşayan sistemlerin çalışmaları üzerinde önemli etkiler yapabilmektedir.
Tedavi süresi duruma göre saniyeler ya da dakikalar sürebilmektedir. Tedaviye cevabın verilen doza bağımlı olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle düşük dozlarda ardışık tedaviler yüksek dozlarda tek uygulamalardan daha etkili olabilmektedir.
DGL Tedavisinin doku ve hücrelerdeki başlıca etkileri;

  • Kan dolaşımını artırarak  etki ettiği doku ve hücrelerin daha fazla oksijen ile beslenmesine yol açar böylece hasarlı kısımların iyileşmesini hızlandırır.
  • Işın alan bölgelerde fibroblast adı verilen kollajen salgılayan hücrelerin aktive olması sonucunda hasarlı dokuların iyileşmesinde önemli rol oynayan ve dokuların elastikiyetini sağlayan bu proteinin üretimini artırarak doku ve hücre iyileşmesine önemli katkıda bulunur.
  • Hücresel düzeyde enerji depolanmasını ve taşınmasını sağlayan ATP nin (Adenosin Trifosfat) üretimini artırır. ATP  artışı hücrelerin metabolik atıklardan kurtulmalarını ve normal fonksiyonlarına dönmelerini sağlayan en önemli etkendir.
  • Lenfatik sistemin çalışmasını aktive ederek dokulardaki şişmenin (ödem) düzelmesine yardımcı olur
  • Hücrelerin çoğalması, yenilenmesi ve normal fonksiyon görebilmesi için gerekli olan RNA ve DNA nın üretimini artırarak hasta ve hasarlı hücrelerin kısa sürede düzelmesini ya da yeni hücrelerle değişmesini sağlar.
  • Işık enerjisini taşıyan parçacıklar (fotonlar) doku ve hücrelere negatif yüklü iyonlar halinde giriş yapar. Bu etkileşim de vücutta tedavi gören bölgelere kalsiyum gibi pozitif iyonların akışını sağlar. Bu değişimlerin ağrı duyusunu taşıyan sinirler üzerindeki etkileri ile ağrının önemli ölçüde azalması sağlanır.
  • Işınların doku ve hücrelerde oluşturdukları foto-kimyasal reaksiyonlar sonucunda hücrenin ısı derecesinin yükseltmesi fagositoz adı verilen ve hasarlı hücreleri saptayarak yok eden fonksiyonu aktive eder. Bu etki hastalıkların başlangıç safhasındaki tedavinin başarı oranını en çok etkileyen adımdır.
  • Beyindeki endorfin ve ensefalin seviyelerini etkileyerek ağrı ve acı duymayı azaltır.
  • Kasların gevşemesini ve rahatlamasını sağlar

DGLT’in Kulak Burun Boğazda Başlıca Kullanılma Alanları
DGLT, doku ve hücrelerin onarılması ve yenilenmesindeki önemli etkileri ile birbirinden çok farklı nedenlerle oluşan doku ve hücre hasarları sonucunda ortaya çıkan pek çok farklı hastalığın tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır. Bu hastalık ve patolojilerin KBB alanındaki başlıca örnekleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Kulak çınlaması (Tinnitus)
  • Ani işitme kayıpları
  • Endolenfatik hidrops (Menieré Sendromu)
  • Travmaya bağlı iç kulak hasarı
  • Baş dönmeleri (Vertigo)
  • Kulak zarı delinmeleri
  • Dış kulak yolu iltihapları ve egzemalar
  • Yüz felci
  • Trigeminal nevralji (şiddetli yüz ağrıları)
  • Akut ve kronik sinüzitler
  • Nazal polipler
  • Ağız içi yaralar
  • Aftlar ve ülserler
  • Coğrafik dil
  • Akut ve kronik farenjit
  • Herpes labialis (uçuk)
  • Akut ve kronik bademcik iltihabı
  • Çene eklemi hastalıkları
  • Diş ve dişeti enfeksiyonları
  • Akut ve kronik ses teli iltihapları
  • Boyun lenf bezi iltihapları
  • Boyun bölgesindeki adale spazmları
  • Her türlü ameliyat sonrasında yara iyileşmesinin hızlandırılması ve ağrının giderilmesi
  • Travma veya ameliyata bağlı doku şişmelerinin (ödem) tedavisi
  • Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi
  • Yara iyileşmesi sırasında oluşan izlerin (skar ve keloid) giderilmesi
  • Ameliyat ya da travma sonucu meydana gelen cilt kesilerinin iyileşmesi sırasında oluşan kızarıklık ve şişliklerin giderilmesi

Düşük enerjili laserin dokulara etki derinliği (penetrasyonu) dalga boyuna bağlıdır. Kırmızı ışık canlı dokuda 2-3 mm derinliğe kadar girebilir. Infrared (kızılötesi) laserler dalga boyuna göre 4-5 cm kadar derinliğe ulaşabilmektedirler. Laser ışığının dokulara etki derinliğinde ayrıca, dokunun cinsi, uygulama şekli ve laserin çıkış gücü de önemlidir.
DEL Tedavisinde Laser seçimi tedavi edilecek hastalığın tipine ve yerine göre seçilir. Eğer mukoza veya derideki bir hastalık tedavi edilecekse kırmızı ışıklı laserler seçilmelidir. Bu nedenle ağız enfeksiyonlarında, aftlarda, uçuklarda (herpes simplex), zonada (herpes zoster) sivilcelerde (acne), cilt yaralarında, venöz ülserlerde, sinir kökenli ağrılarda (nevralji) egzemada, diş ve diş eti hassasiyetinde, farenjitte vb. kırmızı ışık tercih edilirken burun iltihabı (Rinit), allerjik rinit, burun içindeki enfeksiyonlar dış – orta kulak enfeksiyonu, akut ve kronik bademcik iltihabı gibi durumlarda kırmızı ışık-infrared kombinasyonu kullanılabilmektedir.
Kaslardaki, tendonlardaki hastalıklar, iç kulak (kulak çınlaması,baş dönmesi, işitme kaybı vb.), çene eklemi hastalıkları,  sinüzitler ve kafa içi ve kemiklerle ilgili hastalıklarda ise derin dokulara ulaşabilme özelliklerinden dolayı kızılötesi (infrared) laserler kullanılmaktadır.

Bana Yazın
Sorularınız ve randevu talepleri için lütfen bu formu doldurunuz.