Uyku Apnesi Nasıl Teşhis Edilir?

Uyku Apnesi Hastalığının Tanısı

Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromu (OSAS) olarak ta bilinen uyku apnesi hastalığı çoğu zaman aynı anda birden fazla anatomik bölgede bulunan problemlere bağlı olarak meydana gelen ve birçok sistemi ilgilendiren bir rahatsızlıktır.

Hastalığın tanısında kullanılan başlıca yöntemler şunlardır;

  • Tıbbi hikaye
  • Genel değerlendirme ve fizik muayene
  • Kulak burun boğaz muayenesi
  • Fleksible (bükülebilir) fiberoptik endoskopik muayene
  • Radyolojik görüntüleme yöntemleri (Bilgisayarlı Tomografi, MRI)
  • Yüz yapılarının ve hava yolu boyutlarının ölçülmesi (Sefalometrik analiz)
  • Polisomnografi (Uyku testi)
  • Uyku endoskopisi

Tıbbi Hikâye

Uyku apnesi hastalığının tanısında hastanın şikâyetleri önemli ipuçları vermekle beraber hastalar uyku sırasında oluşan önemli bulguların ve özellikle çoğu zaman asıl başvuru sebepleri olan horlamanın farkında olamadıkları için hastayı uyurken izleyen yatak partneri ya da yakınlarının gözlemleri de çok değerli olmaktadır.

Hastaların tanımladıkları en belirgin şikâyet hastalığın şiddetine bağlı olarak değişen gündüz uykululuk halidir. Hastalar gece uzun saatler uyumuş olsala bile sabahları yorgun olarak kalkarlar ve gün içerisinde de uyku problemi çekerler. Hafif apnesi olan hastalar gün içinde sakin ortamlarda uykuya meyil gösterirken orta, ağır apnesi olan hastalar konuşma esnasında ve araba kullanma sırasında dahi uykuya dalabilirler. Uyku apnesi olan hastaların trafik kazası yapma ihtimalleri normal insanlara göre 2-7 kat daha fazladır.

Sabah belirgin olup daha sonra hafifleyen baş ağrısı, unutkanlık, dikkat azlığı, konsantrasyon bozukluğu eşlik eden başlıca bulgulardır. Uyku kalitesinin bozuk olması hastalarda anksiyete bozukluklarına, zihinsel yeteneklerde azalmaya, saldırganlığa ve depresyona da yol açabilmektedir. Horlama ve uyku apnesi sendromu olan hastalarda sıklıkla yorgunluk, isteksizlik, psikolojik rahatsızlıklar ve uykusuzluk ile ortaya çıkan hormonal değişikliklere bağlı cinsel fonksiyon bozukluklarına da oluşmaktadır.

Uyku apnesi olan hastalarda uyku sırasında kanda karbondioksit miktarının artması çocuklarda mesane kasılma bozukluklarına ve sık idrar kaçırmaya, erişkinlerde ise sık idrara kalkmaya neden olur.

Uyku apnesi hastalığına bağlı olarak yağ metabolizmasında oluşan değişiklikler sonucunda hastalar kilo almaya meyilli olurlar. Kilo problemi arttıkça metabolizma değişiklikleri belirginleşerek hastanın kilo vermesini gittikçe güçleştirir. Göğüs ve ense kısmında belirgin olarak ortaya çıkan gece terlemesi bu tip hastalarda görülen diğer bulgudur.

Solunum sırasında göğüs kafesi genişlerken üst solunum yolunun tıkanması ile meydana gelen negatif göğüs içi basınç artışı sonucunda mide asit içeriği yemek borusu boyunca yukarı gelebilmektedir (gastroösefageal reflü). Reflünün tedavi edilmesiyle apne bulgularında polisomnografik olarak %30’a varan düzelmeler tespit edilmiştir.

Uykuda yetersiz solunum sonucunda kanda oksijen miktarının azalması kan damarları içerisinde yer alan hassas algılayıcılar tarafından tespit edilmekte ve beyin oksijen ihtiyacının karşılanabilmesi amacı ile kan dolaşımını artırmaya yönelik refleksler devreye girmektedir. Bu Yüksek tansiyon, akciğer hipertansiyonu, kalp ritim bozuklukları, kalp damar rahatsızlıkları ve inme gibi problemlere de uyku apnesi sendromlu hastalarda sıkça rastlanmaktadır. Apne indeksi 20’nin üzerinde olan hastaların ölüm riski de normale göre çok yüksektir; dolayısıyla bu guruptaki hastaların bir an önce tedavi edilmeleri gerekir.

Genel Değerlendirme Ve Fizik Muayene

Uyku apnesi sendromu pek çok farklı nedene bağlı olarak oluşabildiği için hastalarda sadece üst solunum yollarının muayenesi tanı ve tedavinin planlanmasında yeterli olmamaktadır. Hastanın alkol kullanımı, son aylarda belirgin olarak kilo alıp almadığı ve metabolik durumu (şeker hastalığı, tiroid hastalıkları) sorgulanmalı gerektiğinde biyokimyasal testler yapılmalıdır. Hastanın bulunduğu ruh halinin de şikâyetleri artırabileceği göz önüne alınarak depresyonda olup olmadığı ve yatıştırıcı ilaç kullanıp kullanmadığı sorgulanmalıdır.

Uyku sırasında beyinde azalan kan akımını düzenlemeye yönelik olarak kan basıncını artıran hormonların salgısındaki artış nedeni ile sadece gece değil gün boyu da tansiyon yüksek seyredebildiği için hastaların kan basıncı mutlaka kontrol edilmelidir.

Hastanın genel vücut yapısı (şişmanlık-obesite), çene kemiklerinin durumu (alt çene pozisyonu ve boyutları, üst çene gelişme bozuklukları) boyun yapısı tedavi yaklaşımının seçimini ve başarısını belirlemede önemlidir.

Uyku apnesi şüphesi ile başvuran hastaların boyun çevresinin ölçülmesi önemlidir. Erişkin erkeklerde boyun çevresinin 43.18 cm den büyük olması bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu gruptaki erkeklerin %30’unda uyku apnesi sendromu saptanmıştır. Kadınlarda ise kritik değer 38.10 cm dir.

Vücut kütle indeksinin (Body Mass Index – BMI) hesaplanması horlama ve uyku apnesi hastalığının tanı ve tedavisinde faydalı olan önemli bir parametredir. Pratik olarak Vücut ağırlığı (Kg)/Boy x Boy (m) olarak belirtilen bu değer normalde 20 yaşından büyük erişkinlerde ortalama 25.5kg/m2 civarındadır. BMI’nin erkeklerde 27.8 kadınlarda 27.3’ün üzerinde olması şişmanlık olarak kabul edilmektedir.

Kulak Burun Boğaz Muayenesi

Uyku apnesi şüphesi ile başvuran hastada burun ve dudaklardan başlayıp gırtlakta (larinks) sonlanan üst solunum yolunun ayrıntılı bir muayenesi gerekir. Standart KBB muayenesinin uykuda gerçekleştirilmemesi nedeniyle muayene ile uyku apnesi sendromu tanısı koymaktan çok muhtemel tıkanma ve çökme bölgelerinin saptanması amaçlanmaktadır.

Yüz iskelet yapısı: Hastanın ilk muayenesinde üst çene ve alt çene yapısı ile dişlerin kapanma ilişkisi kabaca değerlendirilir. Üst çene gelişme yetersizliği ve alt çenenin arkada yerleşimi (retrognatizm) değerlendirilmelidir. Alt çenesi geride olan hastalarda dil ve dil kökü çevresindeki yumuşak dokular arkaya doğru yer değiştireceğinden boğaz ve dil kökü seviyesinde tıkanma gelişir.

Burun Muayenesi: Burun içi patolojiler burunda tıkanma oluşturmalarının yanı sıra burun içinde hava akımına direnci yükseltmek suretiyle boğazdaki negatif basıncın derecesini artırarak bu bölgede çökme ve tıkanmaya yol açarlar. Burun tıkanıklığı nedeni ile ağız solunumu yapan hastalarda solunum yolu cidarındaki kaslarda gevşeme oluşmaktadır.

Diğer taraftan uyku apnesinin tedavide uykuda sürekli pozitif hava basıncı sağlayan cihaz (CPAP= Continuous Positive Air Pressure) kullanılması planlanan hastalarda bu cihazın burun yolu ile hava vermesi nedeni ile burun tıkanıklığına yol açan problemlerin düzeltilmesi gereklidir. Aksi takdirde cihazdan arzulanan sonuç alınamayacaktır.

Ağız ve Boğaz Muayenesi: Uyku apnesi hastalarında çoğunlukla problemin bulunduğu boğaz bölgesinin muayenesinde yumuşak damak ve küçük dilin (uvula) yapısı, dil ve dil kökünün yapısı, damak arkası ve dil arkası bölgelerin boyutları dikkatle değerlendirilmelidir. Uyku apnesi sendromunun tedavisinde birçok cerrahi tekniğin uygulandığı bu bölgelerin iskelet ve yumuşak doku yapısının değerlendirilmesi ve her bölümünün hastalığın oluşmasındaki muhtemel rolünün belirlenmesi gereklidir

Ağız boşluğunun muayenesi dil ve yumuşak damağın doğal pozisyonunun tayini ile başlar. Dilin büyüklüğü ve pozisyonu saptanmalıdır. Dilin yerleşimi dişlerin kapanma düzlemine (oklüzal plan) göre değerlendirilmelidir. Normal boyutlarda ve pozisyondaki dil oklüzal plandan daha aşağıda yerleşmiştir. Diş kapanma düzleminin üzerinde yerleşen bir dil mevcutsa büyük bir dilden bahsetmek mümkün olur. Dilin pozisyonuna göre yapılan değerlendirmede Mallampati Sınıflaması kullanılmaktadır.

Yumuşak damak, bademcikler, küçük dil ve boğaz arka duvarının çevrelediği bölge incelenmelidir. Yumuşak damak yapı itibariyle çok farklı görünüme sahip olabilir. Kabaca düşük, kalın, iki parça ya da arka duvara yakın yerleşimli olarak sınıflandırılabilir. Küçük dilin (uvula) boyutu 1cm’yi aşıyorsa uzun olarak kabul edilmelidir.

Bademciklerin (tonsiller) büyüklüğü de önem taşır. Boğazı, dolayısıyla solunum yolunu daraltan büyük bademcikler de az ya da çok horlama ve uyku apnesinden sorumludurlar. Özellikle tonsil alt bölümünün boğaza doğru yaptığı kabarıklığın derecesini değerlendirmek gerekir.

Dil Kökü (Hipofarenks) muayenesi: Bu bölgenin değerlendirilmesi en iyi bükülebilir (fleksible) fiberoptik endoskoplarla yapılmaktadır.

Fleksible (Bükülebilir) Fiberoptih Endoskopik Muayene

Bu muayenede ağız hafif açık doğal pozisyonda iken burundan bükülebilen yumuşak endoskoplar ile girilerek geniz, damak arkası, dil kökü, dil arkası ve gırtlak bölgeleri değerlendirebilmek mümkün olmaktadır. Muayene sırasında ağız ve burun kapatılarak hastanın zorlu nefes alma çalıştırılması (Mueller Manevrası) negatif basınç altında çöken bölgelerin tayininde yardımcı olmaktadır.

Fleksible fiberoptik endoskopik muayene tanı ve tedavi için çok değerli bilgiler vermesine karşın uyanık durumda hastanın solunum kanalını çevreleyen kaslar gergin iken yapılıyor olması nedeni ile muayenenin tanısal değeri nispeten azalmaktadır. Bu problemi aşmak amacı ile uyku endoskopisi tekniği geliştirilmiştir.

Radyolojik Görüntüleme Yöntemleri

Obstrüktif uyku apnesi olan hastalarda radyolojik görüntüleme tanıya ve tedavi planlamasına yönelik olarak kullanılmaktadır.

Bilgisayarlı tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) hava yolu cidarlarını oluşturan yumuşak dokuların hacmini ve hava yolundaki darlıkların yer ve derecesini değerlendirmek amacı ile kullanılmaktadır. Günümüzde BT ve MR ile yapılabilen dinamik görüntüleme teknikleri ile bu görüntülemelerin uyku sırasında yapılabilmesi tanıda son derecede faydalı bilgiler vermesine karşın oldukça maliyetli olan bu yöntem henüz standart bir uygulama haline gelmemiştir.

Yüz ve çene kemiklerinin yapı ve pozisyonlarının analizi amacıyla kullanılan sefalometrik röntgen filmleri özellikle alt ve üst çene kemiklerinde cerrahi ilerletme yapılacak hastaların ameliyatlarının planlanması için kullanılmaktadır

Uyku Analizi Testi (Polisomnografi)

Daha önce bahsedilen muayene ve değerlendirme yöntemlerinden tıkanmanın yerini ve derecesini tespit etmek amacı ile faydalanılırken hastalığın kesin tanısı için uyku analizi yapılmaktadır. Uyku apnesi hastalığının tanısını polisomnografik inceleme yapmaksızın koymak mümkün değildir.

REM (Rapid Eye Movement) ve non REM uykularını içeren 3-4 saat süren bir uyku analizi uyku apnesi sendromu tanısını koymak için yeterlidir. REM uykusunda boğaz bölgesinde kasların gevşemesi sonucu hava yolu hareketsiz kalır, non REM uykuda ise gerginlik azalmış olsa da vardır. Dolayısıyla üst solunum yolu cidarının çökmesi REM uykusunda daha belirgin olur. REM uykusunu içermeyen testler tekrarlanmalıdır. Polisomnografi oldukça hassas bir testtir, ardışık gecelerde testin tekrarlanmasının tanıyı değiştirmediği sadece AHİ’de hafif oynamaların olduğu tespit edilmiştir.

Polisomnografi testi sırasında kullanılan test cihazının özelliklerine göre solunumun durma süresi ve sayısının yanı sıra kalp ritmi, vücut pozisyonu, kan oksijen doygunluğu, horlama sesinin şiddeti, beyin elektriksel aktiviteleri, hava yolunda oluşan negatif basınç gibi çok sayıda parametre uyku süresince takip edilmekte ve elde edilen değerler uyku süresi sonunda analiz edilmek üzere kaydedilmektedir. Uyku testi genellikle uyku merkezlerinde yapılmakla beraber hastaların ev ortamında test yapılabilmesini sağlayan taşınabilir cihazlar ve sistemler de bulunmaktadır.

Uyku Endeskopisi

Uyku apnesi tanısı konulan hastalarda son zamanlarda giderek daha fazla tercih edilen bir değerlendirme yöntemidir. Uyku endoskopisi sırasında hastalara ameliyathane şartlarında damar yolu ile anestezik ilaçlarar verilerek gece uykusu taklit edilirken burun yolu ile girilerek yapılan endoskopi ile tıkanmanın seviyesi ve şekli değerlendirilmektedir. Cerrahi tedavi tekniğine karar verebilmek için son derece faydalı olan bu değerlendirme sırasında özellikle dil kökü kaynaklı problemi olan hastalarda ağız içi aparatların solunum yolunu açıcı etkisi de kontrol edilebilmektedir. Uyku endoskopisi tekniği ile ilgili detaylı bilgilere “uyku endoskopisi” linkinden ulaşabilirsiniz

İLGİLİ KONULAR

Horlama ve Uyku Apnesi Nedir

Uyku Apnesi Tanısında Uyku Endoskopisi

Horlama ve Uyku Apnesinin Tıbbi Tedavisi

Horlama ve Uyku Apnesinin Cerrahi Tedavisi

Horlama ve Uyku Apnesinde Damak Ameliyatları

Horlama ve Uyu Apnesinde Dil Kökü Ameliyatları

Uyku Apnesi Tedavisinde Robotik Cerrahi

Uyku Apnesinde Alt Üst Çene İlerletme Ameliyatı

Uyku Apnesinde Dil Siniri Uyarımı

ÇAĞRI MERKEZİMİZ : +90 (212) 219 67 26 MUYAENE RANDEVUNUZU ALIN