Teşvikiye Mahallesi Sezai Selek Sokak 28-30/9 Nişantaşı İstanbul

Umut Akyol ile My Doctor Programı’na Konuk Oldum

Hocam niçin bu burnumuzdan kimse rahatsız değil? Genç kızlar burnunu sevmiyor. Hanımlı erkekli insanlar burnundan nefes alamadıkları için ciddi sıkıntıları var bunların bir kısmı hayatlarını çok önemli etkiliyor etkilemiyor. Çok farkında değiller niçin bu burnumuz böyle hocam? Şimdi burun tabi vücuttaki en önemli organlardan biri. Çünkü solunum organı vücudumuzdaki olma nedeni oradan nefes almamız lazım. Ağız solunum için değil. Konuşmak yemek, yemek için ama burun solunum için ağırlık olarak koku fonksiyonu da var ama burundan aldığımız burun içindeki özel anatomiden dolayı burada ısınıyor, filtreleniyor, içindeki alerjiler temizleniyor ve bu şekilde içimize gittiği zaman ciğer bunun içindeki oksijeni daha iyi alıyor ve kandaki oksijeni daha iyi alıyor. Ve kandaki oksijen seviyemiz olması gereken miktarda oluyor eğer bunu kullanamayarak ağızdan nefes almaya başlarsak kan oksijeniniz düşüyor ve bununla birlikte yan problem başlıyor. Beyin bunu algılıyor ve kalbin üzerine yüklenmeye başlıyor ve bu daha çok kan ve daha çok oksijen alıyor. Her şey beyine çalışıyor beyin kendini korumaya yönelik çalışıyor ve kan oksijenin düştüğünü görürse bunun acısını kalpten çıkartıyor ve sonuçta düşü oksijende yaşarsak hem günlük performansınız bozuluyor ve gece oksijen seviyesi düşüyorsa kalp ritmi artıyor tansiyon artıyor ve hem hayat kalitesini bozan hem de uzun vadede sağlığımızı bozan çok ciddi bir problem yaşıyoruz o nedenle burun çok hayati bir organ. Sadece bu yönüyle bile çok önemli bir organ. Tabi aynı zamanda estetik yönü apayrı çok yönde yüzün ortasında ilk bakışta görünen bir organ. Hem estetik hem fonksiyonel açıdan bizim branşın en kritik biri ya da organlarından biri diyebiliriz. Hele hocam ikisi birden idealin dışında olunca günümüz toplumunda da malum tabi bu estetik çok daha ön planda ama aslında hocam yani biraz önce sizin söylediğiniz gibi burnumuzdan nefes alamadığımız zaman uykumuzda uyku değil, kalkamıyoruz, yorgun bir hayat sürüyoruz, fizik performansımız düşüyor ama insanlar galiba bundan çok ikinci alanda yani estetik alanında burunlarıyla ilgili daha çok ameliyat oluyorlar öyle mi hocam? Aslında 2 problemin bir arada görülme sıklığı tahmin edilenden çok fazla çünkü özellikle bizim kuzey ırklarında biraz daha az ama bizim bölgemizde her genç dönemindeki kıkırdak büyürken burun içerisindeki yapılar bir rahatsızlık sağlanmadığında hem burun içerisinde katlanıyor ve burun basıncını burun hava kanalını tıkayacak şekilde bir gelişme gösteriyor ve de burnu sağa sola iterek gelişme sırasında burun üzerinde o çıkıntılara neden olabiliyor. Veya burdu eğriliyor. Bu nedenle de burun üzerinde ciddi çıkıntısı olan bir kişide büyük ihtimalle burun içerisinde bir eğiklik ve aynı zamanda burun eti dediğimiz havayı ısıtan yapılar var bunlarda büyüme. Bunlar bir arada görülüyor. Bunun için de estetik probleme yaklaşırken mutlaka burnun fonksiyonel değerlerini yaptırmak yani hastaya dışarıdan hoş görünen burun sağlayacaksak iyi nefes alan bir burnu da aynı anda sağlamamız gerekiyor. Bütün estetik ameliyatlar değilse bile günümüzde 80’i 90’ı küçültücü ameliyatlar. Yani burnunu büyültmek isteyen Asya ülkelerinde biraz daha fazla ama bizim ülkemizde öyle bir şey yok yani çok az. Daha önceden ameliyat olmuş ve çok aşırı küçültülmüş bir burnu büyütmemiz gerekiyor. Onun dışındaki ameliyatların çok büyük kısmı küçültme ameliyatı. Bunun anlamı burnun zaten hacmi küçülmesi sonrası. Üstündeki çıkıntıyı aldığımızda burnun profilini düzeltiyor. Nefes geçecek yeri de küçültüyorsunuz. Evet. Yani burnu daraltmazsak ve sadece üzerindeki çıkıntıyı alırsak karşıdan geniş ve kötü görüntü elde ederiz. Bunun için bütün hastalarda yan taraflardan bir kırık yaparak burnu biraz daraltmak gerekiyor ve sonuçta hacmi daralıyor. Ve zaten burun içinde bir problemi varsa nefes alma iyice zorlaşıyor ve birçok hasta da bundan dolayı burnunun girişinde özellikle ön kısmında en dar olduğu yerdir burnun biliyorsunuz ve bu bölgede havaya geçişine direnmeye sağlayan kıkırdaklar vardır burnunuzun ön ucunu oluşturur. Şimdi estetik amaçlanarak yani bu kıkırdaklar haddinden fazla küçültülürse daha nazik daha narin oluşturmak için bu sefer hava akımına olan direnç azalıyor ve burun çökmeye başlıyor ve genellikle de başımıza gelen estetik ameliyat sonrasında bu ya da hacim daralması oluyor ve bununla daha çok uğraşıyoruz. O nedenle de estetik fonksiyonel bir arada düşünülmemeli ve hiçbir zaman birbirinden ayrılmalı. Yani sadece formunu düzeltelim güzel gözüksün diye iyice nefes alamadığımız ve yaşlılıkla daha zora sokan bir durumda kalmadan bu işi hem içi hem dışı düzeltecek bir operasyon çok önemli işte hocam sizde sadece yıllarınızı buna vadettiniz galiba? Evet Peki sadece bu da değil hocam. Burnu da bir tıkandığı ya da iyi çalışmadığı zaman bir de sinüsler onun etrafındaki bölgeler bu sefer hani başka ciddi hastalıklar da işin içine giriyor. Siz bu konularda da biliyorum bu pratiğinizi yönlendirdiniz çok uzun yıllardır çalışıyorsunuz ama benim beraber çalıştığım hani asistanlık yaptığımız yıllarda bu işleri biraz daha morar, Kırar, açar kemikleri keser biçer yapardık. Sonra tabi yıllar içerisinde bu teknikler değişti endoskoplar çıktı. Onlara giriş çok daha fonksiyonel işler yapıyoruz ama nedir hocam bu konulardaki gelişmeler ne oldu ne olacak yakında? Şimdi tabi aslında 80’lerin ortasından itibaren bizim iktisat dönemleri onun tam başıydı aslında 90’ların başı. Klasik sinüs müdahaleleri bitti artık endoskoplara geçtik bununda amacı şudur. Şimdi sinüs dediğimiz yapılar burun etrafındaki kemiklerin içerisindeki hava boşlukları ve sümük dediğimiz bir madde üretir ve çok dar kanallardan buruna boşaltılır ama bu boşaltma yani kendiliğinden boşalmaz ya da yer çekimiyle değil o sümüğün üretildiği yerden akışkan bir şekilde yardımıyla transfer edilmesi ve sinüsün normalde her çekimine göre tabanındaki delikten buruna boşalması. Devamlı tahliye gerekir. Ve eğer ki bu tahliye gerçekleşmezse bu 1-2 ay süre içerisinde kolaylıkla mikroplar çoğalır ve sinüzit olur. Onunun için bu transferi bozan nedenlerden bir tanesi burun içi eğiklikler olabilir ama en ağırlıklı gördüğümüz şey üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjidir. Bunların içerisinde özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları çok kritik olarak sinüzite neden olma potansiyeli içerirler. Sinüzitin kendi salgısının boşaltmada kanalın 1-2 milimetrelik bir kanaldır ve çok kolay tıkanabilen bir kanaldır. İkincisi aktif transfer mekanizması da bir şeylerin etkisiyle bozulabilir. Çok kolay bir şekilde transfer edilemeyen kanalda tıkalı ise sinüsün içinde kalır ve sinüzit olur. Şimdi bu dediğimiz salgılar sinüzit tabi ki bu problemi yaşayanların yarısından çoğu kendi kendine düzelebilir bu ve bunun içinde enfeksiyonun normal şartlarda 4-5 gün içerisinde artık geri dönmesi burun akıntısının azalması, hapşırığın, ateşin düşmesi bunlar havadan aldığımız damlacık ve hapşırmakla bize bulaşan enfeksiyonun ilk tablo bu. Ateşimiz çıkıyor eklem ağrıları oluyor, işte sinüsün ağzı tıkanıyor belki içerisi birikiyor. Akıntılarımız artıyor ama bunu genellikle sağlam bir bünye bir problemi olmayan bir kişi bunu atlatabiliyor genellikle derken %60-70 geri kalan gurupta da sinüsün kanalı açılmıyor bu birikimin içine bu sefer bakteriyel bir enfeksiyon oluşmaya başlıyor bunu nasıl anlıyoruz? Burnu açılmayan birincisi. İkincisi salgının yavaş yavaş sarıya yeşile dönmeye başlıyor. Sarı yeşil biraz bakteri ile mücadele eden sistemin arttığını gösterir. Yaygın bir inanış var ki sinüzit bir daha tekrar eder işte hocam ben ameliyat olayım tekrar olacaksa neden ameliyat olayım vesaire bu da yanlış ama yaygın bir inanış bunun altında yatan ne hocam? Bunun altında yatan problem şu; Birincisi eski teknolojiden hiç bahsetmiyorum çünkü eskiden sinüslerin içini kazırdık. Ama bu sinüslerin içini kazımaktan bahsederken bozan bir şey olduğu için kazınmış bir kızın o sinüs ile normal fonksiyonunu korumak imkansız. Bunu bir kenara bırakalım güncel teknolojide olması gereken boşalma kanalı açılamamışsa bu problem düzelmiyor. Veya diyelim o küçük küçük odalardan oluşumu olan sinüs bölgesinde yarısı alınmış yarısı kalmışsa bu problem düzelmiyor ve tekrarlıyor. Bu birinci neden. İkinci neden ise sinüsleri imha etme şansımız yoksa sinüsler kemiklerin içerisinde ki boşluklardır. Onlarda hayatımız boyunca olmak zorunda o sümük üretimini yapmak zorunda onun içinde iyi bir ameliyat da yakalamak istediğimiz ağzı açık boşalma kanalı tıkanmayacak şekilde iyileşmiş sinüs ede etmek. Diyelim grip olduk. O sinüsün içerisindeki bozuldu sinüzit olacak tabi ki veya kirli havuz veya denize girdiniz enfeksiyonla sinüzit olacak. Peki hocam bunun dışındaki ilaçlar, yıkamalar ya da bu işi biraz daha engel olabileceğimiz, yapabileceğimiz koruyucu neler var? Mesela alerji çok önemli bir sinüzit nedenidir. Eğer alerjiniz varsa bunu kontrol etmeniz lazım eğer alerji kontrol etmiyor isek bunun içerisindeki mitoz üretimini devam etmesi sinüslerin ağızların tıkanması ve tekrarlayan sinüzit problemi kaçınılmaz bir şey. 2.’i tabi çok yapabileceğimiz bir şey virüs enfeksiyonlarından korunmamız lazım. Bunun içinde en başta el yıkamadan başlamak üzere yani önce kendimizi hem çevremizden hapşırıp bulaşan mikroplardan korunmak lazım, klimadan çok sıkıntılı bir şey. Kapalı ve klimalı ortamda oksijenin eksik olması ve ortamın nemi gitmesinden dolayı bozuluyor ve sinüzite olan yatkınlık artıyor. Sigara başlı başınca olan neden.