Tükürük Bezi Hastalıkları Nelerdir?

Tükürük bezleri büyük (majör) ve küçük (minör) bezler olarak iki gruptan oluşur. Her iki tarafta kulak ön ve altında yer alan parotis tükürük bezleri, çene altı tükürük bezleri ve dilaltı tükürük bezleri majör tükürük bezleridir. Ağız içinde, dudak ve damakta çok sayıda küçük (minör) tükürük bezi mevcuttur. Tükürük bezlerinin görevi ağzı nemlendiren, mikroplara karşı dezenfektan etki yapan ve sindirime yardımcı enzim adı verilen proteinleri içeren tükürük salgısını üretmektir. Majör ve minör bezlerden günde 0,5 ila 1,5 litre arasında tükürük salgısı üretilerek ağız içine boşaltılmaktadır.

İyi Huylu Tükürük Bezi Hastalıkları

Bu grup hastalıklar kendi içinde tümoral olmayan ve tümoral yani kitle oluşumu ile seyreden hastalıklar olarak iki alt grupta değerlendirilmektedir. Bu sınıflama içinde en sık karşılaşılan hastalıklar şu şekildedir;

Tükürük Bezi İyi Huylu (Benign) Tümörleri

Tükürük bezlerinden kaynaklanan tümörlerin % 70-80 i parotis bezinden kaynaklanmaktadır, parotis tümörlerinin %80 i iyi huylu tümörlerdir buna karşılık çene altı tükürük bezinde  oranında tümör görülürken bu tükürük bezinde  iyi huylu tümör oranı % 50-60, dilaltı ve küçük tükürük bezlerinde tümör görülme oranı civarında iken bu tümörlerin iyi huylu olma oranı %35 dir.

Tükürük bezi kaynaklı tümörler genellikle 50-70 yaşlarında yavaş büyüyen kitleler olarak ortaya çıkarlar. Tanıda muayene ve radyolojik tetkiklerin yanı sıra ince iğne biyopsisi önemli yer tutmaktadır. İğne biyopsisi ile tümörün iyi ya da kötü huylu olduğunun ayrımı yapılmakta tedavi planı bu doğrultuda şekillenmektedir.

İyi huylu tükürük bezi tümörlerin büyük kısmı 30-60 yaşları arasında ve kadınlarda daha fazla görülen mikst tümör ya da pleomorfik adenom adı verilen tümördür. Genel olarak bütün iyi huylu tümörlerde cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Bu ameliyatsırasında tümörün bulunduğu tükürük bezi bütün olarak çıkartılmaktadır. Parotis tükürük bezinin önemli özelliği yüzdeki kasları hareket ettiren yüz sinirinin kulak kemiği alt kısmından çıktıktan sonra yüz kaslarına giderken bu bezin içerisinden geçmesi ve bez içinde iken dallarına ayrılmasıdır. Bezin sinirin ve dallarının üzerinde kalan kısmı yüzeyel lob, altında kalan kısmı derin lob olarak isimlendirilmektedir. İyi huylu parotis tümörlerinde derin lobun tümör tarafından tutulumu yoksa cerrahide sadece yüzeyel lob çıkartılmaktadır.

Tükürük Bezi Kötü Huylu (Malign) Tümörleri

Kötü huylu tükürük bezi tümörleri baş ve boyun bölgesinde görülen kötü huylu tümörlerin %3-4 ünü oluştururlar. Bu tümörlerin oluşma nedeni tam olarak bilinmemekle beraber viral enfeksiyonların, radyasyona maruz kalmanın, çevresel faktörlerin ve genetik özelliklerin etkili olduğu düşünülmektedir. Kötü huylu tükürük bezi tümörleri en sık (%75-80) parotis bezinde, -20 oranında çene altı tükürük bezinde ve nadiren dilaltı ya da minör bezlerde izlenmektedir.

Tükürük bezlerinde çok farklı tipte tümörler görülebilmekle beraber en sık karşılaşılan tümörler mukoepidermoid karsinom (%45) ve adenoid kistik karsinomdur (%22). Kötü huylu tümörler tümörün klinik davranışına, yayılma hızına ve yapısal değişiklik derecesine göre düşük, orta ve yüksek dereceli (grade) olarak gruplandırılmaktadır. Yüksek dereceli tümörler daha saldırgan, çevre dokulara ve boyun lenf bezlerine yayılma eğiliminde, uzak metastaz riski yüksek olan tümörlerdir. Malign tükürük bezi tümörlerinin tedavisinde ilk seçenek cerrahidir. Ameliyat sırasında tümörün çevresinde tümör yayılmamış normal doku içerecek şekilde geniş olarak çıkartılması gerekir. Tümör tarafından tutulum olmadığı sürece ameliyat bölgesinden geçen yüz siniri, dil duyusunu alan sinir gibi önemli sinirler korunmalıdır. Boyundaki lenf bezlerinde saptanmış tümör sıçraması saptanan ve belirgin tutulum saptanmamış olsa bile boyun lenf bezlerine metastaz yapma riski yüksek olan tümörlerde ameliyatsırasında komşu lenf bezleri de çıkartılır (boyun diseksiyonu ameliyatı). Radyoterapi küçük tümörlerde nadir olarak asıl tedavi olarak seçilebilir. Büyük ve yayılma riski yüksek tümörlerde ise cerrahi sonrasında ameliyat bölgesine radyoterapi verilerek aynı bölgede tümör tekrarının önlenmesi amaçlanmaktadır.

Diğer sağlık problemleri nedeni ile ameliyata uygun olmayan hastalarda ve tümörün ileri derecede bölgesel yayılım ve/veya uzak metastaz yapmış olduğu hastalarda ilaç tedavisi (kemoterapi) tercih edilebilmektedir.

Teoman Dal Ulusal ve Uluslararası Bilimsel Dernekler